Uçan hikaye yazmaya titrek sözcükler yetmez!!!

 

Uçurtma uçmaktaysa

Eve dönemeye gerek yoktur artık

Bilinmeyen denklem değil ki bu

Bir hikaye başlangıcı

Uçan sarı siyah renkli uçurtmanın

Yere çakılışı

 

Akarsuda kağıttan gemi yüzdürmeye ne gerek var

Su zaten akar,

alır götürür,

içinde tılsımlı sözcükleri taşıyan

ve  suya yapışan adımlarında

mutluluk bir adım yanında

ama bir adım için atması gerekiyor bin takla

 

fısıldayarak konuşmalı

koyun seslerinin suya vuran kıyısında

parmak uçlarında yürümeli

yada avaz avaz bağırmalı

mutlu olanlar listesine adını yazdırmalı

 

tırmanmalı kayaların en gergin noktasına

yada kaymalı çıktığı zirveden aşağıya

dokunmalı titrek seslerin ellerine

ısıtmalı haykırış olan

tehlikeli bakışlarını

 

unutmayası varsa tutukluluğu

unutmayı unutur umudu

umutlu olduğu anda yakalar mutluluğu

 

 

tuvalin çizilen tarafı değil de silinen tarafından bakmalı hayata

belki yaşanmalı yada yaşanacak şeyler var daha…

 

 

 

y.Burak Akay

Beyazdı kırmızı oldu. Umutluydu gülü soldu

 

 

duygusal başladım yine bu güne,
sonsuzluğun uçurumuna attım belkide kendimi,
duyduğum yazıda başladı o hikaye,
bir benliğini kaybetmişlik rastladı kalbinin sızısına yenik düşmüş 20 yaşlarında üniveriste öğrencisine...

köşede taa o köşede hani var ya umutsuzluk dediğimiz ama hiç bi zaman umudumuzu yitirmeden gittiğimiz o köşe,

bir gül bahçesi olmuştu o köşe...
gencin göz yaşları vardı güllerin yapraklarında, hüzünlü cümleler kullanmış güller ayrılık beyazı olmasın diye,
hep kıp kırmızı sevda gülleri olmuş,
bir daha ki gelişinde sevgilisyle gelecek diye...
tarihe bir sayfa açmıştı, boşluktaki bulut misali hayalim,
umutlar sepiştirdi yağmur diye, dinmedi kır ikindi yağmurları gibi,
doluya dönüştü yüreğime inen damlalar,
sızı kapladı içime doldu doldu doldu...
bir boşaldı bir doldu...
sebepsiz aşkını arıyordu,

daha 7 sinde aşık olmuştu. Adı duygu aradığını onda buldu,
aşık olmuştu ama onla olmaya korkuyordu
yada kormak istediği onun onsuz oluşuydu,
daha 9 undaydı ve çocuktu, sakindi ama çoşkuluydu,
yerden yüksek oynardı her tenefüste,
yerden yükeselemezdi onu her gördüğünde,
ebelenir oynadığı oyuna bile onu katardı hayallerinde
-evet ebeledim seni-
ağaca dokundunu arkadaşlarının gülüşünden anlardı,
12 sinde bir çocuktu, çocukluğunu o anda unutmuştu,
13 üne geldi esmer kahraman, kahramana yakışırmı ağlamak?
ne bilsin...
aşık olmuştu 7 sinde gelmişti yaşı 17 sine unuttu mu?

unutulan aşklar penceresine duygunun ismi kondu mu ?
esmer beyaz tenli kahverengi gözlüydü,
severdi arkadaşları çünkü hep olumluydu,
bir de bazen dalıp gitmese,
her an uykuluydu,
uykuya dalsam da her an onu bulutlar üzerinde görsem diye,
direnirdi uyanmamaya onu rüyasında gördüğünde,
bir de mutlu olurdu görseniz...
aşk mı ?
daha 17 sinde bir çocuktu genç olmayada adım atmıştı hani,
hanilerde bir kız vardı dendiğinde duygulanırdı, çünkü adı duyguydu, hüzün dolardı...
ama galiba unutacak,

17 sinde kalmıştı çocuk,
18 yaşına geldi artık bitti okul,
okumaya başladı yazdığıgı okul anılarını;
7 yaşında başlamıştı okula,
bitmişti okul 17 yaşında
18 yaşına gelmişti artık sayfaların içinde boğulacaktı
okumaya başlamıştı ama bu okuma onu unutturacaktı...
19 yaş mısralar içerisinde ezgi arayan,
mutuluğu kafiyelere sokan,
her kafiyede papatya yaprağından seviyoru çıkaran,
kokladığı gülde mutluluk arayan duygusal bir kişilik,
sürekli umutla beslenen bir köşe bulan bir çocuk,
hayatına girmesi gerekiyodu artık biri;
çünkü çekiyordu her seferinde o 7 yaşın eziyetini...
aşık olmalıydı artık daha seveceği birine
yaş gelmişti 20 sine kendisine bir bahçe bulmuştu
kırmızı güllerden kalp figürlerinin yoğun olduğu
her bahçenin yanında bir köşenin bulunduğu,
her daim mutlu olmak isteyenlerin uğradığı,
adı duyguydu umutları hep oydu,
kimse bilmiyordu en yakındaki arkadaşları bile
13 yıldır onu seviyordu...

mutluluklar ararken bahçede kalbi birden hızlandı
7 yaşında aşık olan esmerim, 20 yaşına gelmişti
yine o köşede oturuyordu
bir gün gelecek belki o mutluluk diye,
kırmızı güllerin saçına ak düşmüştü, vakti gelmişti ayrılığın
biri yan bahçedeki köşede evlenme teklif ediyordu
ne kadar mutluydular...
ama benim güllerim beyazlıyordu,
onlar mutlu benim güllerim beyaz...
hüzünlü başının artık mutlu olma ihtimalini köşelerden beklemeyecekti, son kez bahçeye baktı
son kırmızı gülü yan bahçedeymiş o da soldu,
evlenme teklif edilen kız duyguydu
.

 

y.Burak AKAY

MİSİNASI kalın bitmEK bilMEyen OLTA

 

 

nokta nokta tamamladım bugün
gündüze yanaşan güneş resmini
ısıttı sıcaklığı ruhumdaki bana benzeyen şeyi
bana benzeyendi
çünkü onda benden bir şeyler vardı
benim gibi bakıyordu bakılması gerekmeyenlere
bakılası şeylerdi aslında
küçük, ufacık,
kocaman ve devasa
mutluluk vardı, bir dalga mesafesi yanında
ışık vardı gülümseyişte
ve yeterdi o ışık kendini bekleyişte
ısmarlamadan ısrarlıca mutlu
mutlu olacağı yoktu
ama bulmuştu onu
bitirirya nokta cümleleri
virgül uzatır içinde benzer olan sözcükleri
resmin bitmeyen kafiyesini tamamlar
tamamlanması zor olan müzikte
yakalar denizden dalga hışırtısını
beş taş atar, beş adım yaklaşır
üç adım kalır
atar oltasını denizin en hışırtılı noktasına
bir güzel söz takılır
misinası kalın bitmek bilmeyen oltaya
sanki bilir o sözleri
söyleyemeyeceğim
vakti geldi mi bilmeyeceğim...

Y:B:A

 

PaPatyadan Taç Yapmaya BEŞ vardı!!!

 

 

papatyadan taç yapmaya beş vardı
beş arkadaş, beş taş oynarken yakalandı
hava güneşli, ama hafif de rüzgarlı
gökyüzünden kalbine dokunan ritimlerle
nasıl aşık olunur bugün sesleri yankılandı
bağırıyorum ama sesimi kendim bile duyamıyorum
haykırıyorum ama duyulan sesi
duyurmak istediğime ulaştıramıyorum,
kuruyan yaprakları papatyanın
seviyor sırasında düşüyor hep
düşmesin diye hızlı hızlı bakıyorum papatya falıma
düşmesin de
sarmasın içimde yine aşk esintileri diye
sormadım papatyaya
böyle durumlarda ne yapılır diye
bildiğim yoldan gittim yine
öylece bakakaldım
belki papatya derdime bulur çare diye
beklenmemişlik belirtisiz kaldı ve
beklediğim yine gelmedi
kurutulmuş taç serisine bir yenisi daha eklendi

Y:B:A

 

 

SEVGİ iklimlerinden DÖRT mevsim

 

 

haykırış vardı içimde
dolaba sıkışmış giysilerin
buruşmuş yakalarına sığmayan beynimde
kurtuluş vardı içimde
uzun ömürlü sütün kapağı açıldıktan sonra
içilmeyi beklediği yerde
film şeritleri var aklımda
sonu mutlu biten
coşku var bedenimde
ateşi dumansız tüten
mangal keyfinde
ışık var içimde
saçılmayı bekleyen
ormandaki en yüksek ağacın tepesinden
haykırmayı bekleyen
umut var peşimde
sarsılmayı bekleyen
dağ var, ova var, sevgi var , aşk var
umutlarım kırılmasın diye
bar kapısından sarsılmayı içeri almayan
taş duvarlı kapılardan içeri sızdırmayan
en mutlu anların yaşandığı bara
sevgi iklimlerinin dört mevsim yaşadığı
ve her mevsiminde çiçeklerin açtığı...

 

Y:Burak :Akay

 

KAHVERENKLİ ÇİÇEKLER

 

 

Huzursuz musun yine
huzursuzluğunu kapıda mı sıkıştırdın yoksa
bir parça sıkıntı vardı ama
o da attı kendini sonunda
rahattı artık

kahverengi çiçekler açmış duvar kenarında ki çok dallı ağaçlarda
bir kıymık batımı mesafede duruyor
gül kokulu kahverengi çiçekler
sığmayacak galiba bu yüreğe bu kadar çok gelen mutlu sözler

belli bir hedefi var gidilen yolun
mutluluktur hedefi çekilen her zorluğun
artık mutlu ol bence zahmet etme
yeter artık yoruldun

 

Y:B:A

 

ANA!!! Adı Ahmet

 

mutsuzluğun cama vuran damlaları sertleşmişti
hüzünlü duygular mutlu anılarla kırıldı
hissettiği anda mutlu bir adam oldu,
mutluluğu gözlerinden okundu


adı ahmet -
-en büyük asker bizim asker-
yankılarıyla bindi şırnağa giden otobüse,
mola verdiğinde otobüs
inemedi acıkan karnıı doyurmaya
cama vuran göz yaşları içinde
arkadaşından gelen söz
hayırlı teskereler kardeş
unutma vatan,
vatan için gönderdi seni anan
saat kaç olmuştu hatılamıyordu o anda
esmer uzun boyluydu da içine vurdu bir efkar
sustu, yutkundu, sustu, suyundan bir yudum aldı
yaklaşmıştı şırnağa
teslim olacaktı asker ocağına
sustu, susuzluğunu unuttu
asker!!!! kalk
iştimaya hazırlan
emredersiniz komutanım
asker!!! kalk
savaşacağız geldi artık zaman
taburda kaç kişi vardı
hepsi bir çoskuyla cepheye vardı
adı ahmetti safı önlerdeydi
asker!!!! hücummm
emredersiniz komutanım!!
önünden, sağından, solundan
birde arkasından
düşmüştü kardeşleri
kardeşimmmm
kalk ayağa
asker!!! kalk
emredersiniz komutanım
asker!!! KALK
ASKER!!!
ahmet!!! kalk
ASKER...
ana...
asker adı Ahmet
vatan verdi ona bir hizmet
aldık ondan büyük destek

y .Burak AKAY

göz yaşı damlalarından boncuk taneleri

 

 

 

art arda sıralanan
sana kalan sevda yarımdan
boncuk tanelerine benzemek ister mi insan?
uzatılan ellerin ardından
tutulmasa da yeter ulan

göz yaşlarım buz dolabında mahsur kalmış
ve gözlerim kalanlarla oyalanmış
bir kafiyeye yetişmek için mi bu çaba
göz görmediyse uğraşsan da ne fayda

gördüklerin bir yanda
ama görmediklerin var daha
tılsımlı sözcükler kullansan da
ısrarların hep boşa
hatta birde
nokta nokta nokta


y.burak akay

 

gündüzü bekleyen gece umut için mum yakmış...

 

 

olgunlaşan ağacın en ham meyvası gibi büyüyordu
ıslık çalan kuşların neşesine bile kaptıramadı
kendi kendini
gövdesine kalp kazınan ağaç gibi
acaba gol olur mu diye çekilen şut gibi
bir daha ki gün acaba yahni olur muyum endişesi ile koşan tavşan gibi
kazanamayacam korkusu ile sınava giren öğrenci gibi
kafiyeli şiir türetemeyen şair gibi
umut gibi
bulut gibi
huzur gibi
gibi...
endişe ile baktı
güneş ışığının altında yaktığı mum gibi
umut oldu mum
uçacak günü yaklaşan yaralı güvercin gibi
doğuma hazır anne gibi
açmayı bekleyen çiçek gibi
ötmeyi bekleyen bülbül gibi
ışığı bekleyen karanlık gibi
gündüzü bekleyen gece gibi
umut gibi
bulut gibi
huzur gibi
gibi...
sevgi gibi sevilmek
sevmeyi bilenedir beklemek
umudu bilenedir
beklediğine erişmek...


Y:B:A

 

Güneşin Simsiyaha Vuran Buğusu

 

 

gökyüzünün solgun anlarından biriydi
ve solan gün rengini birden değiştirdi,
sıcak güneşin simsiyah çarşafa vuran buğusu yansıyordu
ve anlaşılıyordu o simsiyahın güneşten gelen ısısıyla zor anlar geçirdiği,
hayatın bir yönüydü ve yönünü kaybetmeden ilerliyordu,
yoruluyordu belki zaman zaman
ama yılmadan ilerliyordu
mutsuz oluyordu belki zaman zaman
ama yılmadan mutlu olmayı istiyordu
gün rengini, papatya beyazına
papatya sarısını güneş rengine benzetiyordu
bulut dans ediyordu kendine partner bulduğu yağmur damlalarıyla
ve istemiyordu o güzel günde partnerinden ayılmak
sıcak ve mutlu, renkli ve narin, çoşkulu ve umutlu
parlak bir ışık doğmak için zaman kollarken
trafiğe takılmış bulut o anda parlaklığın önünden geçer
aslında güzel olan ama anın büyüsünü damla ritimine bırakan
bulut partnerinden ayrılacak
solumaya çalışan çiçekler vücuduna değenlerin farkına varacak
farklılığın aslında fark etmediğimiz tarafından bakmamızı sağlayacak
limanı olmayan bir deniz kıyısında
liman arayışındaki teknelere bakarak
geçiriyorum günü mü
ve günün en güzel anı, farklı anların fark edilecek derecede değişmesi
mutluğun ise en güzel yanı farklılıkların fark edilmeden geçmesi
güzelliklerin farketmeden güzel olması
ve renklerin her çiçekte güzel olması

 

Y:B:A

 

 





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: şeyda ( ), 28.09.2010, 11:18 (UTC):
şiirlerin çok güzel

Yorumu gönderen: ahmet( gs_li_cesur_18hotmail.fr ), 11.02.2008, 09:54 (UTC):
gercekten cok gusel sıırler:):)



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
E-mail adresin:
Mesajınız:


www.humaysanat.tr.gg Antalya da resim kursu ve dekor tasarim uygulama hizmete girmistir... Yakup Burak akay icmimar ve cevre tasarimci --- Tasarim nitelikli sitesi www.ybatasarim.tr.gg hizmete girdi ----

Bugün 1 ziyaretçi (10 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=